|
İlyas Karagöz tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 09 Mayıs 2009 22:44 |
|

Doğa olayları ilkel insanı korkutuyordu. O nedenle insan, pek çok konuda çaresiz, aciz olduğunu sezdi. Tanrı fikrinin temeli bu çaresizlik ve acizliğe dayanır. Doğa olaylarının acı ve kötü olanları olduğu gibi hoş olanları da olur. Kötü olanları korkuyu, iyi ve hoş olanları da umudu uyandırır.[1] Devam eden korkutucu doğa olayı Tanrılarını yatıştırmak, acımalarını ve yardımlarını sağlamak için; küçüklük, acizlik, zayıflık, aşağılık duygularıyla yalvarıp yakarmanın gerekli olduğu düşünülmüş. Bununla da yetinilmemiş dua, adak, vaat, kurban gibi ibadet biçimleri bir çıkar aracı olarak kullanılmış.[2] Her doğa olayının farklı bir Tanrısı ve üç bin yıl önce otuz beş bin Tanrı vardı. O Tanrılar arada bir kendi aralarında da çatışıyordu. Nihayet birlik ve dirliğin sağlanabilmesi için bir ölçü gerekiyordu. Bu da tek Tanrı inancı ile sağlanabilirdi. Çok Tanrılı dönemde bütün Tanrıların en büyüğü Zeus idi. O insan ve tanrıların babası sayılırdı. Zeus sözcüğü Hint / Avrupa dillerinde gökyüzünün parlaklığı anlamına gelir. Yağmur ve hava olayları onun işi olarak kabul edilirdi. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Editör tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 16 Haziran 2008 19:03 |
|

Yunanistan, Türkiye yüzünden efsanevi Argo gemisinin rotasını değiştirdi. Yunan Mitolojisindeki "Argonaut" efsanesine harfi harfine sadık kalınarak inşa edilen "Argo" gemisinin boğazlardan ve Karadeniz’den geçişine, Türkiye "güvenli geçiş garantisi bulunmadığından" izin vermeyince, projenin suya düşmemesi uğruna güzergáh değiştirildi. MİTOLOJİDEKİ Iason ve hepsi birer mitoloji kahramanı olan arkadaşlarının "Altın Post"u bulmak amacıyla Yunanistan’dan yola çıkarak Karadeniz’in doğu ucundaki "Kolhi Ülkesi"ne, bugünkü Gürcistan’a olan maceralı yolculuğunu anlatan "Argonautlar" efsanesini canlandırmak için 6 yıldır bir porje üzerinde çalışılıyordu. Türkiye, proje kapsamında inşa edilen "Argo" gemisinin kendi sularından geçişine izin vermedi. |
|
Devamını oku...
|
|
Editör tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 17 Nisan 2008 13:02 |
|

Dünya nüfusu 10 Mayıs'ta tam 6.666.666.666 olacak. Hristiyan dünyası için bu sayı lanetli bir sayı. Nedeni ise '666' nın şeytanın rakamı olması. Amerikan Nüfüs Bürosu'nun Uluslararası Program merkezi açıkladı: 10 Mayıs 2008'de dünya nüfüsü tam olarak 6 milyar 666 milyon, 666 bin 666 olacak. 6.666.6666.6.666.6666.666'ncı dünyalının hangi ülkede doğacağının belirlenmesi ise mümkün değil. Ama 10 Mayıs günü saat 06.00'da nüfusun bu rakama ulaşması bekleniyor.Şeytanın sayısı: 666İstatiksel açıklama dünyada tedirginlik yarattı. '666' sayısının 'şeytanın sayısı' olarak bilinmesi ve 10 Mayıs'ta bu sayınının tam üç kere tekrarlanıyor olması, kimilerince ciddiye alınsa da kimileri 'hurafe' olarak tanımlanıyor. |
|
Editör tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 05 Nisan 2008 10:12 |
|

Uruk kralı Gılgamış’ın serüvenlerini anlatan destan. 12 tabletten oluşan destanın çivi yazısıyla Akadlı tarafından İÖ 2000 yılında yazıldığı sanılmaktadır. Gılgamış destanı, Kralın ölümsüzlüğü arayışını anlatır. Gılgamış çok akıllı ve çok çalışkan bir genç kraldır. Halkının da kendisi gibi hiç oturmamasını ister. Bütün delikanlıları boş oturmamaları için işe koşar. Uruklu kızlar ve kadınlar, tanrılara yalvarıp sevgililerinin ve kocalarının biraz da kendilerine bırakılmasını ister. Tanrıça Aruru kadınlara acır ve insandan çok hayvana benzeyen Enkidu’yu yaratarak Gılgamış ile dost olmasını sağlamaya karar verir. Böylece genç ve cesur kralı çeşitli serüvenlere sürükleyip Uruk erkeklerini rahat bırakmasını sağlar. Gerçekten de Gılgamış ile Enkidu’nun dostluğu birçok tehlikeli serüvene atılmalarını gerektirir. Bu iki güçlünün dostluğu bir güreşle başlar.İki yiyğidin serüvenleri, Tanrı Enlil’in Sedir Dağı’nı korumakla görevlendirdiği Humbaba adlı devi öldürmek olur. Bu başarı Gılgamış’ı öylesine yüceltip güzelleştirir ki, Tanrıça İştar dayanamaz onunla evlenmek ister. Ama genç kral bu evliliğe yanaşmaz üstelik de tanrıça ile alay eder. |
|
Devamını oku...
|
|
Editör tarafından yazıldı
|
|
Çarşamba, 05 Mart 2008 13:56 |
|

İbrani Üniversitesi'nden Prof.Benny Şanon, İngiliz dergisi "Time and Mind"daki araştırmasında, Sina Çölü'ndeki iki bitkinin, Amazon bölgesindeki halüsinasyona yol açan "ayahuaska" bitkisiyle aynı psikoaktif molekülleri içerdiğini yazdı. İsrailli bir psikoloji profesörü, Musa Peygamber Tur Dağı'nda '10 Emir'i aldığında, bu olaya tanık olan İsrailoğullarının, aslında bölgede yetişen ve halüsinasyona sebep olan bir bitkinin etkisi altında olabileceklerini iddia etti.
Şanon, Eski Ahit (Tevrat)'ın "Çıkış (Exodus)" bölümünde sözü edilen, Tur Dağı'ndan gelen gök gürültüsü, şimşek ve boru sesinin sadece, belli bir beklenti içindeki halkın halüsinasyonu olduğunu ileri sürdü.
 ayahuasca bitkisi
"Ayahuaska sarhoşluğunun ileri safhalarında, ışığın görülmesine yoğun dini ve ruhi hisler eşlik etmiştir" diyen Prof. Şanon, bu gibi durumlarda, görülen yoğun ışığın Tanrı'nın yaydığı güç olarak da algılanabildiğini belirtti. Prof. Şanon, bölgedeki Musevilerin eski zamanlardan beri, yöredeki psikoaktif bitkilerin sihirli ve tedavi edici etkisi bulunduğuna inandıklarını da belirtti.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 6 |