|

Sorunun kaynağı: Akdeniz'de petrol Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos başkanlığında olağanüstü toplanan Rum bakanlar kurulu, sözde Kıbrıs Rum münhasır ekonomik bölgesi (exclusive economic zone ) içerisindeki 13 araştırma parselinin 3 ve 13. parselleri dışındaki 60 bin kilometrekarelik bir alan kaplayan 11 parselde 2 boyutlu inceleme kararını almış, KKTC ve Türkiye'nin itirazlarına karşın adanın uluslar arası alanda tanınan resmi temsilcisi olduğundan hareketle petrol aramada egemenlik haklarını kullanacaklarını bildirmişti. Rum yönetimi 2005'te Mısır'la denizde ekonomik sınırları belirleyen bir anlaşmanın benzerini Lübnan’la da imzalamış, 15 Şubat 2007 tarihinde bölgede petrol ve doğalgaz aranması konusunda uluslararası bir ihale açmıştı. Norveç petrol arama şirketi PGS Jeofizik AS, Kıbrıs adasının batısında, güneyinde ve güneybatısındaki 70 kilometrekare alanda iki boyutlu sismik araştırmasını tamamlayıp ilk etapta 400 milyar dolar değerinde 8 milyar varillik petrol rezervi tespit etmişti.
Kıta sahanlığı mı münhasır ekonomik bölge mi
Uluslararası deniz hukukundaki boşluk ve anlaşmazlıklar Türkiye’yi tıpkı Ege’de petrol aramak isteyen sorunun çözümü için Uluslararası Adalet Divanı’nda çare arayan Yunanistanla olduğu gibi Kıbrıs’la da karşı karşıya getiriyor. Türkiye’nin 200 mile kadar uzayan deniz alanını kapsayan “Münhasır ekonomik bölge”si de kıta sahanlığı da Kıbrıs’ın kıta sahanlığıyla çakışıyor. Dahası Rum yönetiminin çıkarılacak petrolden tanımadığı kuzeydeki Türk yönetimine pay vermeyi düşünmemesi de sorunun diğer ayağını oluşturuyor.
KKTC’nin tavrıTürkiye’nin tam desteğini arkasına alan KKTC Cumhurbaşkanı Talat ilk olarak Türkçe, Rumca ve İngilizce olarak üç dilde yayımlanan 'Cyprus Dialogue' gazetesine verdiği demeçte Kıbrıs çevresinde çıkarılacak petrolden müşterek istifade edilmesi gerektiğini bildirirken aksi halde 'sıcak durumlar' meydana gelebileceği uyarısıyla Türkiye’nin askeri gücünü Rum yönetiminin pervasız tavrına karşı koz olarak masaya sürdü. Talat’ın tavrının kuru laftan ibaret olmadığını göstermek isteyen Türkiye bölgede devriye gezen savaş gemilerine rutin görev alanlarını genişletilerek devriye gezme talimatı verdi. Seçim politikası mı?
400 milyar dolarlık kara altın petrol savaşları ve ekonomik menfaatlerin gözleri kör ettiği bu dönem de ağızları sulandırsa da Petrolun çıkarılma ve işletme maliyeti yani bir şirketin yatırım yapmasına değer olup olmadığı henüz kesinlik kazanmadı. Bu durumda Rum yönetiminin petrol krizini 2008 yılı seçimleri için iç politika malzemesi olarak ve veya adadaki sözde egemenliğini Türkiye’ye uluslar arası kurumlar önünde tescil ettirmek amaçlı bir girişim olarak da yorumlayabiliriz. Ne Şam’ın şekeri
Türk Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Rum Kesimi'nin Doğu Akdeniz'de petrol-doğal gaz araştırmasıyla ilgili verdiği ruhsatları da, Mısır ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında 17 Şubat 2003'te imzalanan münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşmasını da tanımadığını da açıklarken saman altından su yürüten Lübnan’ı şiddetle protesto etti ve Norveç büyükelçisini konuyla ilgili uyardı. Mısır diplomatik kaynakları yaptığı anlaşmayı dondurmak niyetinde olmadığını açıklayarak Rum yönetimine açık destek verirken, İsrail saldırılarından zarar gören Lübnan’a 50 milyon dolarlık ekonomik yardım ve Kızılay aracılığıyla kesintisiz insani yardım ulaştırdığımız Lübnan’ın nankör tavrı Türk kamuoyunda hayal kırıklığı yarattı. Türkiye ne yapıyor?
Norveç Büyükelçisi Cecilie Landsverk Dışişlerine çağrılarak, Kıbrıs Rum Kesimi adanın tümünü temsil etmediği ve verdiği ruhsatların hükümsüz olduğu, Türkiye tarafından tanınmayacağı ve Norveç şirketine ait gemilere “Ruhsatsız çalışıyor' işlemi uygulanacak" mesajı iletildi. Bölgeye henüz yeni gemi gönderilmemesine karşın Türk Deniz Kuvvetleri rutin devriye alanlarını genişleterek Rum yönetimine ve arama şirketlerine varlığını hatırlatıyor. 16 Ağustos’ta Rum yönetiminin ihale sürecini başlatmasının ardından ise tavrını sertleştiren Dışişleri Bakanlığı "Akdeniz'de 32 derecenin batısından bir gemi gelmeye kalkarsa kesinlikle engelleriz" mesajını verdi. Tamamı Müslüman olan Türk yönetiminin varlığını görmezden gelmenin ötesinde Rum yönetimine açık destek veren Arap ülkeler diplomatik olarak uyarılıyor. Bakanlar Kurulu, Doğu Akdeniz'de 4 bölgede -Türkiye’nin kendi Münhasır ekonomik bölgesine giren sularda -ki önceden belirttiğimiz gibi Kıbrıs’ın ki ile çakışıyorlar sismik araştırma yapması için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na yetki verdi . Rumlardan diplomatik ataklar
Rum yönetimi, bir yandan Ankara’nın tavrını AB’ye şikayet ederek Avrupa Komisyonu’nun Kasım ayında açıklayacağı Türkiye ilerleme raporunda yer sağlamaya çalışırken diğer yandan ABD Kongresi'nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi'ne bu hafta sunulan, Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesini talep eden iki tasarının kabul edilmesi için lobi faaliyetlerini artırıyor. Gidişat
Rum yönetiminin 16 Ağustosta açtığı ihaleye 11 parselden üçü için Norveç, Birleşik Arap Emirlikleri ve İngiltere'den oluşan bir konsorsiyum ile ABD'nin Teksas eyaletinin Houston şehrinden "Noble Energy" adlı bir şirket başvurdu. Yunan Başbakanı Kostas Karamanlis'in Rum yönetiminin tahrik politikasına onay vermesine karşın açıkça Türkiye’ye sürtüşmeye girmeyeceği, komşu Arap ülkeleri ve AB desteğini de arkasına alan Rumların BM nezdinde gerçekleştireceği diplomatik çabalarından ve defakto uygulamalarından yarar bekleyeceği görülüyor. Akdeniz’de AB ile çıkarları çatışan İsrail ABD bloğunun geçmişte olduğu gibi Türkiye’yi desteklemesi halinde Rum girişimi sonuçsuz kalabilirse de yapayalnız bir ülkenin kırmızı çizgileri dış politik argüman olarak etkisiz kalabilir. Makale: © Özhan Öztürk, 17 Ağustos 2007, Cuma. İstanbul |