|
 Batı dillerine Latince üzerinden giren petroleum terimi Yunanca petra “taş” ve Latince oleum “yağ” kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Antik çağdan bu yana varlığı bilinmesime karşın 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ticari kullanımına başlanmış, ilk kuyu açma girişimleri Romanya’da gerçekleştirilmişti. Ruslar ilk olarak Bakü’de (1873) İngiliz Hollanda ortaklığı Royal Dutch Shell Java’da (1888-1890) ve İran’da (1908) petrol bulmuş ilk nakliye 1912 yılında British Petroleum tarafından deniz yoluyla İran’dan İngiltere’ye yapılmıştır. Başlangıçta yakıt olarak değil aydınlanma ve yağlama da kullanılan petrol’ün kömüre olan üstünlüklerinin anlaşılmasıyla yavaş yavaş arıtılıp değişik türevleri elde edilerek zmanında odunun tahtına oturan bu geleneksel yakıtın yerini aldı. 1895 yılında ilk olarak Pensylvania’da bulunan Drake kuyusunun açılmasıyla başlayan ABD petrol sanayisi kısa sürede gelişmesine karşın 1925 yılında bile lokomotiflerin %75’i kömürle çalışmaktaydı. 1. ve 2. Dünya savaşlarının ardından kalkınma yarışına giren ülkelerin sürekli artan petrol ihtiyacı pekçok bölgesel çatışmanın perde arkasındaki nedeni olurken 20. yüzyılın son çeyreğinde gelişen küreselleşme, insan hakları ve demokrasinin evrensel değerler olarak yerleşmesi 21. yüzyılın geçmişin savaş kabusundan uzak barış ve huzur içinde geçeceği yanılsamasını oluşturmuştu. Sürekli alternatif arayışına karşın modern dünyada kullanılan enerjinin dörtte üçü petrol ve doğal gazdan elde edilmekte bu doğal kaynaklara sahip olan ülkeler diğerlerine ekonomik ve siyasal üstünlük sağlamaktaydı. Sanıldığının aksine 2001’de ya da 11 Eylül’de yeni bir çağa girmedik ... Çok daha öncesinde Ekim 1973’de OPEC ülkelerinin petrol fiyatını bir silah olarak kullanmaya başlatmalarıyla başlayan, teknolojiyle üretilemeyen ve stoğa dayalı en değerli meta olan petrolün fiyatını belirleme savaşı daha sonuçlanmadı.
OPEC ve Petrol fiyatları OPEC (Organization of Petroleum Exporting Countries), petrol ihracatçısı olan İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuella’nın katılımıyla petrol politikalarını koordine etmek amacıyla 1960’ta Bağdat’ta kurulmuş, ardından sırayla Katar (1961), Endonezya (1962), Libya (1962), Birleşik Arap Emirlikleri (1967), Cezayir (1969), Nijerya (1971), Ekvator (1973), Gabon (1975) birliğe üye olmuşlardır. 1973 Ekim ayında başlayan Arap-İsrail savaşı (Yom Kippur) öncesinde 2,5-3 dolar olan ham petrolün varili hızla artmaya başlamış ve1974 yılında 11-12 dolara ulaştıktan sonra bir daha eski değerine inmemiş 1974-1979 yılları arasında 12,21 - 13,55 arasında seyretmiştir. 1979 İran İslam devrimi ile kısa bir süre içinde olsa 30-35 doları görmesine karşın 80’Li yıllarda 10’lu rakamlarda seyretmiş, 1990 Körfez savaşı sırasında 40 doları görmesine karşın yıl içinde indiği 21 mdolar civarında tutunmuştur. Meksika Körfezi ve Alaska’da üretim miktarının artması OPEC’i rekabete zorlamış 1998 yılında hampetrolün varili 9,69’a dek inmiştir. 1999 yılı Mart ayında, 10 OPEC üyesi ülke ile üye olmayan 3 ülke Petrol Bakanları bir toplantı düzenleyerek dünya üretiminin % 5’ine denk gelen bir rakam olan günde 4 milyon varil kısıntı yapma kararı almışlardır. 1999'da 26,10, 2000'de 32,57 dolara çıkıp 2001’de 22-28 doalr bantında tutulması kararlaştırılmasına karşın ABD’de yaşanan 11 Eylül saldırısı sonrası 33 dolara çıkmış aynı yılın Aralık ayında 17 dolara dek inmiştir. Venezuella’daki grev ve petrol ihracının durmasının yanısıra ABD'nin Irak’a askeri müdahale planladığının anlaşılması, Kerkük – Yumurtalık petrol boru hattına yapılan saldırılar ve Irak’ın işgali sık sık fiyatların OPEC’in hedeflediği sık sık 22-28 dolar bandının aşılmasına yol açmıştır.
Hesap belli: talep artıyor arz sınırlıİstatiklerini Demirperde dışında sızdırmayan Çin, S.S.C.B ve Doğu Avrupa dışında dünyanın petrol tüketimi 1969’da 488 milyon ton, petrolün önemli bir etken olduğu bölgesel çatışmaların kızıştığı sıcak dönemler arasında bile 1973’te 2, 34 milyon ton, 1977’de 2,4 milyon tondu. Küresel petrol talebi öylesine büyük bir ivme kazndı ki 2005 yılında günlük 83,7, 2006 yılında 84,5, 2007’de 86,1, varil milyon ton düzeyinde iken Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) açıklamasına göre sadece 3 yıl sonra 2010’da bu rakam 95.8, 2020'de 120 milyon varile varile ulaşacak. IEA kısa süre içinde petrol fiyatlarının olağanüstü bir hızla yükseleceğini ve dünya ekonomisinin ciddi bir krizle karşı karşıya kalacağını düşünüyor. Dünyada kesinleşmiş petrol rezervi üretim düzeyini 42 yıl daha sürdürebilecek düzeyde bulunurken (Rezervlerin yüzde 62'si Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da) tek başına günlük 20,6 milyon varil ile en büyük petrol tüketicisi ülke konumunda bulununan ABD kaderini OPEC’in ellerine bırakmaycak bir dizi maceraya girişti. ABD Neden Irak’ı işgal etti? Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, 2005 yılı sonunda dünyanın kesinleşmiş petrol rezervi 1,293 milyar varil iken ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, Irak’ın tahmini petrol rezervi 220 milyar varil yani tüm dünya rezervinin yüzde % 20’si. 1990 Körfez savaşının ardından BM yaptırımları nedeniyle 73 petrol sahasından sadece 15’inde üretim yapılabilen Saddam BM ambargosunu delmek için Güvenlik Konseyi’nin veto hakkına sahip daimi üyeleri Rus, Çin ve Fransız (Çin CNPC, Fransız Total Fina Elf (TFE), Rus Lukoil ) şirketleriyle Irak petrol sahaları üstüne çok sayıda ön sözleşme yapmıştı. 70’li yıllarda altın dönemini yaşayan ABD ekonomisi son 30 yılda petrol fiyatları arttıkça ABD ekonomisi hızla gerilemekteydi. ABD, daha Irak’ı işgal etmeden önce Rus, Çin ve Fransız şirketlerinin yaptığı anlaşmaların geçersiz olduğunu ilan etmişti. Irak petrolünü ele geçirmesinin ardından Irak petrolünü ABD şirketlerinin piyasaya sürmesini sağlayarak petrol fiyatlarını belirleme gücünü eline geçirdi ve OPEC’in fiyat tekelini yıktı. Bunda sonra Amerikan (tabii İngiliz de) şirketlerinin güven içerisinde petrol çıkarabileceği bir siyasi düzeni oturtmaya çalışacak bu amaç uğruna Irak’ı muhtemelen 3’e bölüp, petrolün işbirliği yapabileceğinden emin olduğu ellerde kalmasını sağlayacağı aşikardır. Kuzey’de Kürt defakto devleti ile arzuladığını elde etmişse de güneydeki petrol alanlarının kalacağı muhtemel Şii devleti soru işaretlerine sebep olmalıdır. Güneydeki Şii devleti İran’ın etkinlik ve gücünü arttıracaktır bu yüzden üstelik ABD karşıtı Rus-Çin ittifakı da diyebileceğimiz ŞİÖ’ye (Şangay İşbirliği Örgütü) katılmak için resmen başvuran İran’ın destabilizayonu hatta yıkımı ABD’nin petrol egemenliği için bir sonraki adım olmalıdır.
Yazı: © Özhan Öztürk, 22 Ağustos 2007, Çarşamba |