|
Ahmet Hacaloğlu K. tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 22 Haziran 2009 11:22 |
|

İran’daki seçim sonucunun halkın iradesini ne ölçüde temsil ettiği konusu İran’ın içinde ve dışında daha uzun bir zaman tartışılacağa benzer.Bu seçimlere danışıklı muhalefetin ileri sürdüğü gibi hile karıştığı doğru olsa bile bunun Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın zaferindeki payını öğrenmek mümkün olmayacak.Ancak altının çizilmesi gereken bir husus analistlerin çoğunun rejimin gerçek niteliğini,dinamiklerini tahlilde yetersiz kaldıklarıdır.Bu yüzden hala “ılımlı lider Mir Musavi” ,”bir renkli devrim daha” gibi sanal sloganlarla hareketi abartmaya devam ediyorlar.Yabancı ve yerli basın, kentlerin yoksul mahallelerinden dökülen orta sınıf kalabalıkların “özgürlükçü” ,”reformcu” taleplerini sınıf bağlantılarından kopartıp öyle abarttı ki adeta İran’da “renkli devrimlerden” biri yaşanıyor zannedildi.Oysa İran’da adayların tümü rejimin koruyucusu olarak tanımlanan Ayetullah Ali Hamaney’in başında olduğu 12 üyeden oluşan Anayasa Koruyucuları Şurası tarafından özenle seçilmiş,seçimin sınırları daha baştan rejime karşı hiçbir gerçek muhalefetin şekillenmesine izin vermeyecek biçimde kapatılmıştı. Altısı ulemadan altısı da ulema dışındaki hukukçulardan oluşan Şûra, Cumhurbaşkanlığı da dahil tüm siyasal görevlere talip olanları İslami ilkeler bakımından önceden denetler.Seçimler Devlet Başkanı Ahmedinecad ile rejimin içinden gelen Rafsancani,Hatemi destekli, Humeyni’nin eski Başbakanı Musavi arasında, çizilen sınırların içinde gerçekleşti.Bu nedenle tek kale yapılan maçta,rejimin kendini korumak için hile yaptığı şeklindeki iddialara inanmak pek de gerçekçi olmayacaktır.Zira kısa vadede rejimi korumak gibi bir riskin görünmediği İran’da eğer seçim hilesi yapılmışsa bunun rejimi korumaktan ziyade rejim içi bölüşüm savaşlarından dolayı yapılmış olması daha mantıklı gelmelidir.. |
|
Devamını oku...
|